-bazen anlattıklarımı anlamıyor olmanız ziyadesiyle hoşuma gidiyor.

çoğu bakışın ardındaki duygular, kalpler her ne kadar birbirinden uzakta atıyor olsa da hala aynı ritmleri bırakmamakta kararlı. heyecanı bulamayan insanlar için nasıl bir nimettir o. hatta her defasında o ritmi tekrardan tutturduğunu sananlarımız var; benim gibi işte.

duygu bütünlüğünü yakalamanın pek meşakkatli eylem olduğunu geç öğrendim ben. nefes alırken bile
endişelenebileceğimiz bir gelecek söz konusuyken, bu hız neden diyorum bazen.

o yüzden rutine dönüşen hayallerimiz gibi işte her şey. tabi bu durum ilişkilerin sürdürülebilir olmasını da
etkilemiyor değil. civciv’e aşığım çok bi de. baya hem de. cidden ya. çok güzel adam, siz bilmeseniz de oluğr.

 

femmefauxx: sürgün’den notlar/ aralık 2012

-geçen, yıl. bu, zamanlar.

-zaman geçti (burada geçen zamanın tam miktarı, dinlenilen şarkıların süresiyle belirlenebilir) ve hiçbir şey olmadı diyerek çok daha çabuk sonuca varabilirdik.

ama zaman, neden hayvanları ve bitkileri muhteşem bir dakiklikle yeşertip soldurduğu halde, insan zihni üzerindeki etkisi bu kadar basit değil? saatin kadranındaki zaman ile insanın zihnindeki zaman arasındaki tutarsızlık; insanoğlunun lanetlenmiş olması anlamına mı geliyor?

femmefauxx

-siz ki; beni asla tanımadınız.

…kimi insanlar var. otobüse binerken falan görüyorum. kulaklığından duyduğum şarkılardan, elindeki kitabın herhangi bir satırından, bazen de etrafa bakışlarından etkilenip birden hayal kurmaya başlıyorum…  kader biçiyorum, yaş yazıyorum, okul ya da iş buluyorum, kulak çiziyorum, hatta burç bile koyup daha bir dolu şey yapıyorum onlara.

yoğunluğa geldiklerini benimsedikten sonra da aşık oluyorum her birine, teker teker. aynen öyle ama. zannedersin ki dakikalar boyunca bakışıp, saatlerce sevişiyor, aylar boyunca bir ordan bir oraya gezip, yıllarca da ayrılamıyoruz…  sanki bir rüyadaymışçasına uzun uzun yaşıyorum fakat, birkaç saniyede oluyor olup biten ne varsa.

-…ve sonra tek tek yanlarına gidip “az önce sizi rüyamda gördüm” diyesim geliyor. ama demiyorum.

femmefauxx

En “popüler” yazı

Pop kültürün popülerleri malum;…dışında kalmak isteyenleri bile etkileyen sınırsız dejenerasyon! Yazılarımız içinde en çok tıklananı malum; sanatta çıplaklık. Tabi ki yine malumunuz üzere,”çıplaklık”,  arama motorlarının en çok girilen kelimelerinden olduğu için, yazı çat diye karşısında alaçatı sörfçüsünün. Yoksa yazının okunması ya da içeriği ile ilgili değil ,bu en çok tıklanan olma hadisesi:)… Derler ya, reklamın iyisi kötüsü olmaz;  yani şimdi otur ,tüm yazılara çıplak vb. etiketler koy… Yalan dünya, ya da oyalan dünya… Sanal dünya , sanal istatistikler… Yalanın dibi.

Elektif sansürün çarkına…

                                                                                                    kalfa / iki satır / 2013

worstthingabout_616

“hayat çok vuhaf, tapurlar falan…”

… ki en önemli şeylerden birisi samimiyet. bu çizgi sürekli ihlal ediliyor ve kişiler arasında sürekli değişim oluyor. biz genelde ortada muamma bir samimiyetsizlik doğduğunda keskin hamlelerle bekleşiyoruz. ve ortamın ilgi odağı olmak isteyen kişi uygun durumu kollayıp çeşitli hal ve takındıkları tavırlarla ortaya çıkıyor. viski sonraki baş ağrısı gibi bir süre huzursuzluk veriyor ama eylemini gerçekleştirmiş olduğundan dolayı; akılda kalmayı başarıyor. ve kullandığı samimiyet(?) – kimine göre – oldukça başarılı, bu apaçık görülüyor.

ben, bugünlerde, biraz yapıcı bir faaliyet girişiminde bulundum. ve sevdiğim insanlar bu yapının içinde tuval gibi, fırça darbelerini de sayarsak ” sanatçı – yaratıcı ” huzurunda bir ağ denilebilir belki buna. kimsenin anlamasını veya revizyon yapmasını bekleyemem ama bir aşinalık edasında başla müziğe mystro …

femmefauxx

-peri masalı.

…şarkılarım vardı.

gece boyu üst üste, üst üste hiç durmadan çaldığım;
kapıdan girdiğin anda en güzel notayı yakalayacağını umarak…

ve otuz üç yaşıma kadar böyle bir bekleyişi yaşamak için yaşamak.

-öylesine güzel ki.

femmefauxx

Bir kaşık suda boğulan kulaç darbeleri

Görsel

Bir kaşık suda boğulan kulaç darbeleri

Tekil vicdan panoramalarında tekinsiz sarsılmaların viral müşkülatını görmüyorken, nasıl olman gerektiğinden çok nasıl olacağının yönetmeliğine çeki düzen verişinde minör kendini beğendirme kurları bölümleniyor. Acı çeken insan için en sıkı teselli, acısının çözülebilirliği değil öncelikle acısının paylaşıldığını görmesidir. Sana ne kadar yer verileceği onlara ne denli ödün vereceğinde yatar! Seni anlamalarını beklemek onların anlamsızlıklarını görmezden gelmenle adımını atar. Elinden tutuş yoktur, tutunacak yerin gösterilişi vardır.Güçsüz ancak haklı olan azınlıktan güçlü ancak haksız çoğunluğa, duygu sömürüsündeki demoralizasyon, paravan teklifler ve istek ruhunun körleştirilmesine maruz bırakılmasıyla geçişine dikta osmozu diyorum. Bir tarafın elçisi olmak o tarafın mutlak doğruyu savunduğuna gözü kapalı kabule nedendir. Bu tip nedenleri gaflet, gafleti nedenler çoğaltır. Halbuki görülenle görülmeyen birbirinin aynasıdır! Aşırılaşmış rahatlık imtinayı boşverirken, sorumluluk duygusuna bağımlı merhameti bağımsız öfkelenmeye yanaştırır. Öfkeyle hakkını aramanın totaliter gözüpekliğine, kin birikimiyle dolmuş “zafer” romantizmi götürür! Oysa kirli bir denklemde zafer, feri kaçmış bir taşkınlıkla amaçsızlık sonunun başlangıcıdır!Kültürel difüzyon ve yayılımın olmasının önemi bir süngerin tezgahtaki su birikinti ne kadarını emebileceği kapasitesi şiarıyla değer kazanıyor! Pasolini, “Kültürel bir çöl yaratılmışsa, orada her şey satılabilir. Çünkü çölde her şey mucize etkisi yapar.” söylemiyle insanı hiç arayışta olmadığı ve asla da olmayacağı noktalarından çeken ve onu kendine benzeten bir sistemi izah eder. Bize satılan özgür irade değil bir seçimsizlik şartıdır. Önce içerik boşaltılır, zahirleştirilen mananın içine kendi iktibaslarının konulduğu müfredatla karanlık bir sınıfta akıl hocalığı yapmanız istenir.

Biliyor olmak her zaman müfsit İzlenim ve edinimlerle yanlı riyaya kapılmış olmamak demek değildir! Kimin gerçeğini kime uyarladığına kendi gerçekdışılığından başlıyorsun! Söz gelimi insan, yazgısına kendi hükmünü katma ısrarıyla varlıklılık kazanırken; kendi hükmündeki pişmanlıktan yazgısına takdirle uzaklaşır. Savunmadığı fikrin menfaatçisi haline gelebilirken, savunduğu fikrin oyununu görmez veya asla kabullenmez. kendisini ilgilendirmeyen hiç bir şeye karışmazlık edemez! Onun olmayan onun oluncaya kadar onun olanı olmamış sayar. Onun olanı kaybettiğinde hiç onun olmamışa hiç oralı olmamış aldırışsızlığıyla yaklaşır! Kendi çaresizliğini herkesin yaşamasını isterken başkalarının çaresizliklerinden kaçışında kendine dokunmayan yılanı bin yaşatma sevdası vardır.

Sarhoşluğumuz ve mahkumluğumuz bir bakıma, kendisinin kendisiyle savaşındaki cüretkar teklifine mütevazi aldırışsızlıkla tepki vermekten kaçınmaktan kaçınamamaktır!

Bir Fotoğraf Seç..

Fotoğraf / RODISLAV DRIBEN

Fotoğraf / RODISLAV DRIBEN

Bana bir fotoğraf göster lütfen;..uzunca süre bakabileyim ona. Bana göstereceğin fotoğraf, herkesin gördüğünü senin gözünden göstersin, çünkü sana bakmayı seviyorum. Kıstırdığın an’a ait kadraj, beni zamanlara taşısın. Ya da bir fotoğraf seç benim için, başkasının gözünden sendeki anlamı keşfedeyim. Bir belge fotoğrafı seç, tarihe acıkayım. Bahtsızların dünyasında gezerken onlara ağıt yakayım. Bir sanat fotoğrafı göster, resmi kıskanayım. İstemiyorum maruz kalmayı, yorgunum ben.. Bana izlenebilir şeyler seç.

-bir gün…

Fotoğraf; femmefauxx 2013 / mindonart

Fotoğraf; femmefauxx 2013 / mindonart

-bir gün her şey çok güzel olacak…

femmefauxx

“Absürd”

600px-smokeglyph

AŞK’OLSUN:,

Susmuş köpek leşlerine bağıran çoban gibi yorgun dönmüş evine Aşk. Aşk’olsun demiş kendi kendine; koskoca gün, “bir gün” gibi geçerken… Ayağını bastığı yeri unutup, derin bir nefes çekmiş ve gökyüzüne bakmış. O kadar yakınmış samanyoluna, geldiği yere…

Samanyolu’nda, Köpek leşleri parıldamışlar. Gözü kamaşmış Aşkın, dellenmiş birden. Bir çifte çarpmış. Ne olduysa o zaman olmuş; biri ağır yaralanmış çiftin, diğeri ölmüş. Bu aşk kazası samanyolu’nun bilmem kaçıncı kilometresinde olmuş. Diğeri de fazla yaşamamış. Aşıkların cesetleri ve köpekler samanyolu’nda uzun süre kalmışlar…

Aşk, Samanyolu’nda mı,yeryüzünde mi.., nerede olduğunu bilememiş her zamanki gibi, önce paniklemiş sebep olduğu kaza yüzünden, sonra üzülmüş ve utanmış biraz.

Uçarıymış, düş’müş ve çok narin’miş aşk. Sıkıca sarılmış kendine, ve boğmuş kendini. Samanyolu’nda  birlikte parıldamaya devam etmişler; aşıklar, köpekler ve aşk.

  kalfa 2000/2013  mindonart

-ivme.

Fotoğraf; femmefauxx 2013 / mindonart

Fotoğraf; femmefauxx 2013 / mindonart

 

-newton’ın evrensel kütleçekim yasası’nı ne zaman yolda görsem, ağlayacak gibi oluyorum.

 

femmefauxx

Sizin köpeğiniz mi?

yellowtrace_Elliott-Erwitt-Phototoons_01

Sizin köpeğiniz mi? diye sorduğunda, -hayır ben onun insanıyım, diye yanıtlamıştı…

İnsan aklını sorgulamaktan yoksun, insan aklı evveller;  şuursuz bir şekilde aç ve saldırgan tüketirlerken yaşamı, yaftaladıkları değerlerin özünü çürütüp sırıtkanca paylaşırlar diğer aklı evveller ile… Yanlış oldu. Paylaşamazlar, çünkü paylaşmak insanca bir şeydir. Ortaya atarlar demeliydim.

Hayat; Kızılderili deyişleri kadar onurlu, Aborjin’ler kadar çıplak ve sessizken, bu salyalı arsızların varlığı, aklı selimlerin çözemediği bir konudur. Her şey yetecek kadarken, doyduktan sonra da öldürmeye devam eden insan’dır, hayvan değil..

Aklı evvellerin şuursuz üremelerini şaşkınlıkla seyreden aklı selimler hayvanlara daha büyük bir aşkla bağlanırlar.

iki satır; mindonart / kalfa 2013

-öylesine değil, ölesiye…

…onlarca yaşanmışlığı, kusursuz bir armoni ile anlatan

ve melodik cam kırıklarını bir anda müziğe dönüştüren biri‘nin hikayesi bu.

öyle ya da  böyle yaşananların bir şekilde içinde kaybolmuş

ve bunları yüreğinin en hassas

ve biraz da kalın yerinde biriktirerek,

dokunmadan,

sadece rüzgarıyla enstrümanını çalmaya karar vermiş biri’nin yazdıkları…

hani her yere yetişmeyi başarmaktan, her defasında asıl ateşe gelemeden

notası kurşunlanmış biri’nin yakarışı gibi.

-öylesine değil, ölesiye…

                                                                                      femmefauxx

-hayatın, yüzümden uçup gittiği anlar.

IMG_0981

bir başka yürüyorsun, yalnızken sokaklarda.

ben seninle hiç yürümedim

yanyana adım atarken gördüler bizi

ama

sen yolun bitmesini bekledin;

 

-benim bir adım yanımda bütün şehir yürürken.

femmefauxx

-many voices.

Fotoğraf; femmefauxx 2013 / mindonart

Fotoğraf; femmefauxx 2013 / mindonart

 

-sen aklımdan geçenleri yaz, ben gerekirse silinirim.

                                  femmefauxx