Bir boşluk bıraktım kendimle tanrı arasında.
ve orayı kaos doldurdu..
femmefauxx / mindonart 2016
aklı sanatta olanlar için…
Browsing Category: Blog

gözyaşlarımızın sınırlarını belirlemeye çalışan kimi haddini bilmezlerin gitgide çoğaldığı; duyarlılığın tüketilmeye yüz tuttuğu, içi boş insan siluetlerinin kol gezdiği bir ortamda, birçoklarının istemiyle yürürlükten kaldırılan değerlere boyutlar ötesi bir sadakatle bağlandığım için zaman zaman kendimi suçluyorum.
femmefauxx / mindonart

Resim ya da fotoğrafta bir duyguyu etkili bir şekilde güçlendirecek kadraj seçimi ölçeklendirilebilir mi? Ya da daha basit bir deyişle, kompozisyon sunumunda, konunun çerçeveye alınmasının kuralları var mıdır? Sanatçı nasıl bir sahne seçer ki, ona hayranlık duyarız? Aynı sahneyi , farklı sanatçılar neden farklı kadrajlarda görürler. Görsel sanatların başarısı, teknik sunumdan öte bu bakışın “farklılığına” mı bağlıdır?
Sanatçılar için rahatlıkla söyleyebileceğimiz, onların bu farklı görüşler için belli formüller kullanmadıklarıdır.Bu da sanatı anlamaya ve ölçeklendirmeye çalışanlar için rahatsız edici bir durumdur………………………… Oysa sanatçılar; perspektif anlamda bir şekilde mutsuzluğun formülünü bularak hepimizi kastırmaktan başka bir şeye yaramadıklarından, onlara çok da yüz vermemek gerek ne yazık ki. :(şey, merhaba, ben kedi. burada bulunma amacım sadece ama sadece ne kadar özlediğimi söylemek idi. rahatsız etmek istemezdim demek istemezdim. nereye gideceğini bilmeyen bir şarkının peşindeyken aniden burada buldum kendimi. kilometrelerce öpüyorum…
“sürecek”
kalfa / iki satır / mindonart

roberto kusterle
Yokluk ve yoksunluğu sorgulamaktan tam da yorgun düşmüştüm ki, yoksunluğun, yokluğa göre gerçekten “acı” veren bir şey olduğunu keşfettim. Geç olabilir çoğu kimseye göre, ama keşif öznel olduğunda sahibine yarıyor.Ölümlerin tarifini değil de, aslını görünce insan, ve insan olma çabalarında tanık olurken insansızlığa, bir insafsız değişime uğruyor. Pas bulaşıyor üzerine, silip atmaya çalıştıkça yayılıyor. Oysa pas, onun pası değil…Ne düğümler atılmış, ne sevgiler avutulmuş, ne değerler verilmiş bu aleme. Sımsıkı sarılmışız acının kucağında mutsuzluğa.AŞK yaşamışız mutsuzlukla…Ve mutsuzluğun terki kadar da boşluk üreten bir güç yokmuş alemde. Soyut mu oldu? Evet tüm çabalarımı bırakıyorum boşluğa, sevgim dönmüş bana,beni anlamaya çalışıyor. Alışkanlıklarım kırgın,…beter olsunlar!!
Tüm çabalarımı bırakırken yeniden doğuyorum.
“seni anlıyor ve yapısal olarak parçalanıyorum…” ( alıntı ‘m.)
kalfa / iki satır / mindonart
dedi.
femmefauxx/mindonart 2016

şahin kaygun – mavi saçlı çocuk (detay)
-ne de olsa bundan tam bir buçuk sene önce doktor test yaptı ve yüksek dozda deli çıktım. :’)
…kalbim sular altında kaldı. uyuyamadığım gecelerde herkese karşı sanki ben tek suçluydum, öyle olmasa da. sayenizde aşk’ın kimseye inancı kalmamışken, benimse hâlâ inanmak istediğim bir aşk var(dı?)..
sessizliğe otlarınızı dikip gittiniz, bıraktığınız çorak yerde attığım her adım dibe çekiliyor, mütemadiyen.
ve hislerimi toparlamak gitgide güçleşiyor. kafamdaki uğultuları dinleyen müziğin elinden bir şey gelse keşke..
-her zaman olduğu gibi- o varoluş sancısı, bugünü de liste başında kapatmak üzere. ama dünyanın en saçma soluğuyla da ölmek istemiyorum.
ölüm de, sevgi de, şefkat de, hüzün de neden böylesine genç görünüyor hep, fotoğraflarımda?
bu muydu beni bir şarkının giriş kısmına dönüştüren?
yüzümden söküp atamadığım “o ses”..
ne zaman koridorlarımda yürüyecek?
hiç varolmamış güzel şarkıların nakaratında, el değmemiş notaların üzerinde dururken “o”.. ve haddini bilmeyen hüznüm.
aslında gündüz vakti kendi sesime iki el ateş ettikten sonra değişti,
her şey, yıllar önce.
delirmek mecburiyetindeydim,
çünkü müziğin “yaratıcı”ya bağlılık yemini vardı..
“sanırım şuracıkta ağlayabilirim.” diye sayıklayan kafamdaki sese uyandım, ucu bucağı olmayan koridorların ucu bucağı olmayan köşesinde..
-oysa doğduğum andan itibaren,
sadece,
kendimi gönül rahatlığıyla gömebileceğim birini arıyordum.
femmefauxx/mindonart 2016
bilinçaltı denen tuhaf yerde ne yazık ki hep iyi şeyler olmuyor.
onun (bilinçaltı) uykudaki oyunları; bir görüntü, ses ya da koku günlerce kendine gelemeyen bir yasayan ölü yaratabiliyor..
göğüs kafesini canlı canlı açıp, içine korkularını ekiyor adeta.
köşelerden kapatmıyor ki, tüm gün boyunca ruhundan çevreye korkuları aksın.
bahsettiğim her şey bilinçaltı ve bilimum akıl oyunlarıyla alakalı;
çok özlenen biri, çocukluk travmaları, en büyük korkular..
insan beyni koca bir dehliz.
ve ben, içinde hissettiklerini saklamayan bi’ insan olarak; mütemadiyen kabus görüyorum.
-ve dün geceki ziyadesiyle korkunçtu.
femmefauxx/2015